Kampanya açtım ben..
"Herkese kız veriyoruz," Diye. Benim 1992 yılında çıkardığım kale isimli gazete'nin birinci sayfasında manşetinde şöyle yazıyordu;
"Kuponsuz, çekilişsiz, herkese kız veriyoruz.."
Gazetemin prova baskısını maç izlemek için geldiği stadyumda gören emniyet müdürü Şükrü Önder şaşkın şaşkın bana baktı.
"Çıldırdın mı sen?"
"Hayır sayın müdürüm, gazeteler promosyondan geçilmiyor. Bende bir başka promosyon yapayım dedim. İşte en uygunu bu. Herkese kız veriyoruz." Diye cevapladım.
( belden aşağı düşünen bir toplum için bundan daha iyi promosyon olurmuydu?) Müdürün şaşkınlığı giderek artıyordu. Ama beni tanıdığı için kadın pazarlayacak adam olmadığımı bildiğinden merakını gidermeye çalışıyordu.
Gazete baskıya girdi ve "kuponsuz, çekilişsiz herkese kız veriyoruz" şeklinde çıktı.
Birinci sayfasında öyle yazarken, 3. sayfasında kızın resmi vardı.
Şöyle diyordu gazete;
"İskambil kağıdında kız'ı eksik olan bu resmi kesip eksikliğini tamamlayabilir. İşte bizde herkese kız veriyoruz. İskambil kağıdındaki kızı.."
(Ne sandınız lan! Biz bile kız bulamazken size nasıl verecektik!)
NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ
Nobel Barış ödülü biliyorsunuz ABD başkanı Obama'ya verildi.
Oda birkaç ülkeye daha savaş açmaya karar verdi.
Nobel edebiyat ödülü ise bizim Pamuk Orhan'a verildi.
Oda "Biz 1 milyon ermeni'yi kestik" dedi.
Hiç kuşkunuz olmasın yarın Nobel ödülü PKK elebaşı Öcalan'a verilecektir.
Kurdukları partinin adı Barış değil mi?
Ve Nobel aslında bir silah tüccarı ise neden olmasın?
Bu dünyada kelimelerin anlamlarıda değişir. Bazen katiller bebek kadar masum olurlar. Katliamlar barış ve huzur anlamına gelir.
İnsan oğludur bu.
İKİSİDE AYNI
Irak'lılar ülkelerini işgal eden ABD askerlerini çiçeklerle karşıladı.
Sonuç ta bir milyondan fazla Müslüman öldü. Irak parçalandı
Bizim bazı ABD çiçekçileride Amerikan askerlerine şimdiden çiçek sunuyor.
Türk Ordusunu yıpratarak..
Ha ırak'lılar ABD askerlerine çiçek sunmuş,
Ha ABD uşakları Türk askerini güçsüzleştirmiş.
İkiside aynı.
Yapılan Ülkenin işgaline sevinmek ve çanak tutmaktır.
Ordu'nun güçlü olmadığı ülkelerde başka ülkelerin güçlü orduları vardır.
KILIÇDAROĞLU ADRES GÖSTERDİ
CHP grup başkan vekili Kemal Kılıçdaroğlu bir özeleştiri yaptı.
"Solcular rahata alıştı. Halktan koptu."
Kimi kastettiğini anladınız mı sevgili okurlarım. Eşref Karaibrahim'i.
"Ben soyluyum" deyip avukatları sosyete görüp onların sesi olan ama 32 yıllık gazetecinin uğradığı haksızlığı görmeyen bu vekilimizin seçimlerde adaylığı bana göre zor.
Kılıçdaroğlu halkı anlayan vekil istiyor. Halka tepeden bakan değil.
AH AKLIMDAN ÖLÜMÜM GEÇER
Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Ve o kuş o bahçe o nur
Orhan veli'nin bu şiirini düşündüm son bir hafta yaşadıklarımdan sonra.
Tarih 27 Ocak 2010. Malpazarında akşam karanlığında karşıya geçerken farlar gözümü çok etkiliyor ve fark etmeden hareket halindeki arabanın önüne yürüyorum. Acı bir fren sesi. Çarpmaya az kalıyor. Tarih 29 Ocak Cuma. Araçların geçmesini bekleyip sonra MHP'nin önünde karşıya geçiyorum. Yine acı bir korna ve fren sesi.
Bir motosiklet değil mi? Sıyırıp geçiyor. Allahtan çok hızlı gelmiyor.
Ve 2 Şubat Salı arkadan gelen araba ile kaldırımda yürüyen kadın arasında kaza yapmamak için hamle yaparken basamağı göremediğimden kendimi yerde buluyorum. Şans eseri araba çarpmıyor. Dizim çok acıyor.
İşte uğradığım haksızlıklar yüzünden gözlerimde meydana gelen rahatsızlık beni defalarca ölümle burun buruna getiriyor. Aklımada Orhan Veli'nin şiiri geliyor.
"Ah aklımdan ölümüm geçer.."
Neyse sadece aklımdan geçiyor. Zevksiz, heyecansız, isteksiz bir yaşamın noktalanmasını düşünüyorum.
32 yıl dürüst, namuslu gazetecilik yaptığım için bunu hak ettiğimi sanıyorum.
Baksanıza sahtekarlar köşeyi dönüyor. Ahlaksızlar çok yaşıyor. Bizim vekillerimizde onların sesi.
(Bu kazalardan sonra sel olaylarının meydana gelmesi acaba tesadüfmü?)
ÇETİN ABİ
Size Recep İvedik yazısını yazarken çocukluğumun, gençliğimin Recep ve Şaban'la geçtiğini söylemiştim.
İşte bu iki arkadaşımın abisi çok değerli insan Çetin Ayhan bugünlerde yoğun bakımda.
Türk Telekom pazarlama müdürü sevgili Ozan'ın babası.
Çocukluğumda, gençliğimde en renkli günleri yaşadığım insanlar O'nlar..
Çetin abi yakalandığı hastalık nedeni ile yoğun bakımda iken benim gözlerim maziye daldı. Yaşlarla doldu.
Hep saygı duyduğum ve beni yıllarca aileden biri gibi gören bu sevgi dolu insanın hastalığına üzülürken tüm kalbimle iyileşmesini bekliyorum.
Yüreğimiz ve dualarımız seninle Çetin abi.